ISSN: 0377-9777 / e-ISSN: 1308-2523
Ana Sayfa İletişim English
 
Turk Hij Den Biyol Derg: 60 (3)
Cilt: 60  Sayı: 3 - 2003
Özetleri Gizle | << Geri
ARAŞTıRMA
1.
Hemodiyaliz Uygulanan Kronik Böbrek Hastalarında Anti-Toxoplasma Antikorlarının Pozitifliği
The Positivity Of Anti-Toxoplasma Antibodies In Patients With Chronic Renal Failure Undergoing Haemodialysis
Gülay Aral Akarsu, Kürşat Altıntaş
Sayfalar 69 - 72
AMAÇ: Tüm dünyada yaygın bir zoonoza yol açan Toxoplasma gondii, sağlıklı insanlarda asemptomatik bir seyir göstermekte ancak konjenital geçişte ve immünkompromize hastalarda önem kazanmaktadır.
YÖNTEMLER: Hemodiyaliz uygulanan kronik böbrek hastaları, bağışıklık sistemindeki sorunlar nedeni ile toksoplazmoz açısından risk altında bulunmaktadırlar. Transplantasyon sonrası immünsupresif tedavi sırasında meydana gelebilecek reaktivasyonlar ciddi sorun oluşturacaktır.
BULGULAR: Bu nedenlerle 74 hemodiyaliz hastasının serumunda Toxoplasma gondii’ye karşı oluşmuş
antikorlar Sabin Feldman lizis testi ve ELISA IgG ve IgM testleri kullanılarak araştırılmış ve sağlıklı popülasyondan farklı olup olmadığı irdelenmiştir.
SONUÇ: Hemodiyaliz alan hastalar arasında Sabin Feldman ve ELISA IgG ile antikor pozitifliği %44.6 bulunurken ELISA IgM yöntemi ile antikorlara rastlanmamıştır.
OBJECTIVE: Toxoplasma gondii, as an etiological agent for a worldwide zoonosis, causes an asymptomatic infection in healthy persons whereas having importance in congenital transmission and immunocompromised patients.
METHODS: The patients with chronic renal failure undergoing haemodialysis are under risk for toxoplasmosis because of having problems in immun system. The reactivations of toxoplasmosis due to immunosupressive therapy in transplantation cases causes serious problems.
RESULTS: As a consequence, it was investigated if anti-Toxoplasma gondii antibodies in the sera of 74 haemodialysis patients were different from those of healthy population by using Sabin Feldman and ELISA IgG and IgM tests.
CONCLUSION: While antibody positivity among patients undergoing haemodialysis was %44.6 with Sabin
Feldman and ELISA IgG tests, there found to be no antibody seropositivity by using ELISA IgM test.

2.
Candida Türlerinde Biyofilm Ve Fosfolipaz Aktivitesinin Saptanması
Detection Of Bıofilm And Phospholipase Activity In Candida Species
Çiğdem Kuzucu, Zeynep Çizmeci, Bengül Durmaz
Sayfalar 73 - 76
AMAÇ: Biyofilmler ve fosfolipaz enzimi Candida suşlarına bağlı infeksiyonların gelişmesinde önemli virulans faktörleridir. Bu çalışmada Candida türlerinde biyofilm ve fosfolipaz üretimi araştırılmıştır.
YÖNTEMLER: Toplam 200 Candida izolatında biyofilm pozitifliği %52 bulunmuştur.
BULGULAR: C.albicans suşlarında biyofilm üretiminin diğerlerine göre daha yüksek olduğu
görülmüştür (%63). Toplam 123 C.albicans izolatında fosfolipaz pozitifliği %57 olarak bulunmuştur.
SONUÇ: Her iki faktöründe virulansda önemli olduğu düşünülmüştür.
OBJECTIVE: Biofilms and phospholipase enzyme are important virulans factors for the infections of Candida species. In this study slime and phospholipase production was examined in Candida species.
METHODS: Biofilm positivitiy 52% was found in 200 Candida species.
RESULTS: In C.albicans isolates biofilm positivity is higher than the others (63%).In 123 C.albicans
isolates phospholipase positivity was found 57%.
CONCLUSION: We thought both factors also are important in virulans.

3.
15-49 Yaş Grubu Ev Hanımlarının Besin Hazırlama, Pişirme Ve Saklama Yöntemleri Konusunda Bilgi, Tutum Ve Davranışlarına Yönelik Bir Araştırma
A Survey To Determine The Level Of Knowledge, Beliefs And Attitudes In A 15-49 Age Group Housewives On Cooking Practices
Aylin Ayaz Topçu, Eda Köksal, Naile Bilgili
Sayfalar 77 - 86
AMAÇ: Toplumumuzda besinlerin hazırlanması, pişirilmesi ve saklanmasından büyük ölçüde kadınlar sorumludur. Bu nedenle araştırmamızda ev hanımlarının besinlerin hazırlanması, pişirilmesi ve saklanması konusunda bilgi,tutum ve davranış düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEMLER: Ankara Gülveren Sağlık Ocağı Bölgesi’nde yapılan bu araştırmada sağlık ocağı kayıtları kullanılmış ve basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 227 ev hanımı araştırma kapsamına alınmıştır. Kesitsel tipte bir çalışma olan araştırmamızda veriler yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS (10.0) ile değerlendirilmiştir. Değerlendirmede yüzdelik ve ki kare önemlilik testleri kullanılmıştır. Ev hanımlarının yarıdan fazlası (%53.3) sebzeleri beslenme ilkelerine uygun olarak hazırlamaktadır.
BULGULAR: Ev hanımlarının yemek pişirmede tercih ettikleri pişirme biçimleri; çorbalarda yağ yakıp üzerine dökme, pilavda pirinci kavurma, sebzelerde kızartma, makarnada haşlayıp suyunu dökme, yumurtada haşlama şeklinde belirlenmiştir.
SONUÇ: Ev hanımlarının %25.6’sı besinlerin saklanmasında derin dondurucu kullandıklarını ve yiyecekleri çözdürürken oda sıcaklığında beklettiklerini (%77.7) belirtmişlerdir. Yemek pişirmede öncelikle kullanılan tencere tipi çelik tenceredir. Besinler daha çok mutfak dolabında, poşetlerde ya da kendi ambalajında saklanmaktadır.
OBJECTIVE: In Turkish society ladies are commonly responsible for food preparation, cooking and preservation. Therefore this survey aimed to find out the level of knowledge, beliefs and attitudes of housewives about preparation, cooking and preservation of food.
METHODS: In this survey which is conducted within the region of Ankara Gulveren Health Center,
records of the Health Center were used and 227 housewives were employed by simple random sampling method. In this cross sectional type survey, data was collected through face to face interviews and evaluated by SPSS (10.0) statistical programme. Distribution and khi-square significance tests were used. More than half of the housewives (%53.3) prepare foods in accordance with nutritional principles.
RESULTS: Preferred cooking styles of housewives appeared as; melting butter on pour on for soup, frying rice and vegatables, boiling and removing water for macaroni, boiling for eggs.
CONCLUSION: Housewives stated that they preserve their foods in deep freezing (%25.6) and keep at room temperature for defrost (%77.7). In cooking priority was given to steel pan. Foods are mostly kept in kitchen cupboards in their
original packings or in small bags.

4.
Konya İli Hasanköy Sağlık Ocağı Bölgesindeki İlköğretim Okulu 1. Sınıf Öğrencilerinin Genel Sağlık Düzeyi
The General Health Situation Of Students At The Fırst Class Of Primary School In Hasankoy As An Health District Area In Konya
Selma Çivi, İbrahim Koruk
Sayfalar 87 - 94
AMAÇ: Bu tanımlayıcı ve kesitsel araştırma 7-14 Haziran 2002 tarihleri arasında Konya Hasanköy Sağlık Ocağı bölgesindeki 680 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Bu çalışmada ilköğretim 1. sınıf öğrencilerindeki önemli sağlık sorunları ve bunların okul başarısına olan etkisinin saptanması amaçlanmıştır.
YÖNTEMLER: Araştırma bölgedeki ikisi köy, sekizi şehir ilkokulu olmak üzere toplam on ilköğretim okulunda yapılmıştır. Anket formları uygulandıktan sonra intörn doktorlar tarafından öğrencilerin muayeneleri yapılmıştır. Öğrencilerin okul başarıları ve davranış problemleri hakkındaki bilgiler öğretmenlerinden alınmıştır. Alınan kapiller kanlar okulda santrifüj edilerek elde edilen hematokrit değerleri Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği anemi kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Görme keskinliğini tespit etmek için Snellen eşelinden yararlanılmıştır.
BULGULAR: Araştırmaya katılan öğrencilerin %48.4’ü (329) kız, %51.6’sı (351) erkektir. Öğrencilerin %67.4’ü (458) yedi yaşında, %31.3’ü (213) yedi yaşın üstünde, %1.3’ü (9) yedi yaşın altındadır. Öğrencilerde en sık saptanan ilk üç patoloji sırası ile %65.7 diş çürükleri, %17.4 görme keskinliğinde azalma, %17.4 ruhsal sorunlar olarak saptanmıştır. Diğer sağlık problemlerinin sıklığı ise aşağıdaki gibi saptanmıştır: Şaşılık %2.5, işitme azlığı %1.0, kalpte üfürüm %1.9, ortopedik problemler %1.7, inmemiş testis %2.6, inguinal herni %2.6, hipospadias %0.9, anemi %2.6. Ortalama hematokrit değeri 38.58 ± 2.84 olarak saptanmıştır. Aneminin köy okulunda okuyan öğrencilerde kent okullarında okuyan öğrencilerden daha fazla olduğu saptanmıştır (p<0.05). Pika %1.5 ve anal kaşıntı sıklığı %12.1 olarak saptanmıştır.
SONUÇ: Ruhsal problemleri olan öğrencilerin okul başarısının düştüğü saptanmıştır (p<0.05).
OBJECTIVE: This descriptive and cross-sectional study was performed between 7-14 june 2002, by screening 680 students in Hasanköy Health District in Konya. The aim of the study was to evaluate important health problems among students at the first class of primary schools and their impact on education.
METHODS: Two village and eigth city schools located in the field of the Health service district were involved to the study. A questionary was applied to the school children. The behavioral problems and their school succeses were asked to their teachers. Anemia was detected by measuring the hematocrite values and compared with WHO criteria.Snellen test was used to evaluate the visual loss.
RESULTS: 48.4% of the students were (329) female, 51.6% of the students were (351)
male. 67.4% of the students (458) were seven years old, 31.3% of them (213) were above and 1.3% (9) were below. According to our results the most frequent problems among primary school children were 65.7% dental diseases, 17.4% visual loss and 17.4% behavioural difficulties. Prevalence of the other health problems were
as following strabismus 2.5%, defective hearing 1.0%, heart murmurs 1.9%, physically handicapped children 1.7%, cryptorchidism 2.6%, inguinal hernia 2.6%, hypospadias 0.9%, anemia %2.6. Mean hematocrit level was 35.58 ± 2.84. The prevelance of anemia was higher among the village students than city students (p<0.05).
CONCLUSION: School succeses of the students, who have behavioral difficulties, was lower than the others (p<0.05). Prevalance of pica was 1.5% and anal pruritus was 12.1%.

DERLEME
5.
Gıda Kaynaklı Salgınlarda Soruşturma İlkeleri
Principles Of Foodborne Outbreaks Investigation
Hasan Ayçiçek, Hasan Tansu Aktan
Sayfalar 95 - 99
GİRİŞ
Ortak bir gıdanın tüketilmesini takiben iki veya daha fazla kişide aynı zaman ve yerde benzer belirtiler gösteren hastalık tablosu ortaya çıkmışsa ve epidemiyolojik analizler hastalığın kaynağı olarak gıdaya/içeceğe işaret ediyorsa, olay gıda kaynaklı bir salgın olarak tanımlanmaktadır (1). Salgınların soruşturulmasının/incelenmesinin iki kritik amacı vardır. Birincisi; salgının yayılma riski nedeniyle kontrol altına alınması, ikincisi; salgına neden olan durumu ortaya çıkararak gelecekte benzer bir olayın meydana gelmesini önleyecek tedbirleri almaktır. Tam bir soruşturma için epidemiyolog, mikrobiyolog, infeksiyon hastalıkları uzmanı, gıda hijyeni/teknoloji uzmanı ve veteriner hekimden oluşan bir ekibe ihtiyaç duyulmaktadır (2). Amerika Birleşik Devletleri, gıda güvenliği konusunda dünyadaki en ileri ülkelerden biri olmasına rağmen, bu ülkede her yıl tahmini olarak 76 milyon kişinin gıdalardan kaynaklanan hastalıklara maruz kaldığı, bunlardan 300.000 kişinin hastanede tedavi almak zorunda kaldığı ve 5.000 kişinin de hayatını kaybettiği bildirilmektedir. Gıda kaynaklı salgınların tıbbi maliyetinin ise yıllık 4 milyar dolar olduğu vurgulanmaktadır (3). Rapor edilen gıda kaynaklı hastalıkların boyutunun bir buzdağının denizin üzerinde görünen parçası kadar olduğu, bununla birlikte rapor edilmeyen olguların buzdağının su altındaki görünmeyen parçası kadar olduğu belirtilmektedir (4). Günümüzde 250’den fazla gıda kaynaklı hastalık tanımlanmaktadır. Bu hastalıkların çoğu çeşitli bakteri, virüs veya parazitler tarafından oluşturulan infeksiyonlardır. Ayrıca, mikroorganizma toksinleri, doğal toksinler veya kimyasal maddelerin gıdalara bulaşması sonucunda da ciddi salgınlar ortaya çıkabilmektedir (2). Ülkemizde gıda kaynaklı salgınlar hakkında düzenli bir ihbar mekanizmasının düzenli çalışmadığı ve resmi istatistiklerinin de düzenli tutulmadığı (tifo, paratifo, hepatit A, amipli/basilli dizanteri hariç) dikkati çekmektedir. Bu konudaki çalışmalara önem verilmesi ülkemizde gıda kaynaklı hastalıkların profilinin belirlenmesi ve uygulanması gereken düzeltici işlemlerin neler olduğunun ortaya konulması, dolayısıyla olguların tekrarının önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.


Türk Hijyen ve Deneysel Biyoloji Dergisi (Turkish Bulletin of Hygiene and Experimental Biology) çift kör hakemlik süreci uygulanan, bağımsız, uluslararası, Türkçe ve İngilizce dillerinde, online yayımlanan ve serbest erişimli bir dergidir.


Dergimiz; bireysel kullanıcıların ve kurumların ücretsiz kullanımını mümkün kılan açık erişimli bir dergidir. Kullanıcıların makalelerin tam metinlerine, yayıncı veya yazardan izin almadan erişim sağlayarak, okuma amaçlı yükleme yapma, kopyalama, dağıtma, çıktı alma, arama yapma işlemlerini gerçekleştirmelerine olanak verir. Bu sistem açık erişimli BOAI[1] tanımlaması ile uyumludur.

 

Türk Hijyen ve Deneysel Biyoloji Dergisi (Turk Hij Den Biyol Derg); Index Copernicus, ResearchGate, CAS (Chemical Abstracts Service), Google Scholar, Google, Open J-Gate, Genamics JournalSeek, Academic Journals Database, Scirus Scientific Database, EBSCOhost Electronic Journals Service (EJS), Medoanet, SCOPUS, Türkiye Atıf Dizini, Türk - Medline ve TUBITAK - ULAKBIM Türk Tip Dizini’nde yer almaktadır.

 
LookUs & OnlineMakale