
| ARAŞTIRMA | |
| 1. | Diyarbakır Asker Hastanesi Kan Merkezine Başvuran Kan Donörlerinde Hbv, Hcv, Hıv Ve Sifilis Taraması Screening Of Hbv, Hcv, Hiv And Syphilis In Blood Donors Applying To Blood Center Of Diyarbakır Military Hospital Nurittin Ardıç, Mustafa Özyurt, Tuncay Kurukuyu, İlker Murat ŞenSayfalar 1 - 4 AMAÇ: Transfüzyonla ilişkili enfeksiyonlar, her zaman önemini koruyan bir problemdir. Bu enfeksiyonların önlenmesinde kan donörlerindeki prevalansının bilinmesi önemlidir. Bu amaçla kan donörlerinde en fazla çalışılan testler HBsAg, anti-HCV, anti-HIV ve VDRL/RPR’dir. YÖNTEMLER: Bu çalışmada, 1998-2001 yılları arasında hastanemiz kan merkezine başvuran kan donörlerinde HBsAg, anti-HCV, anti-HIV ve RPR pozitifliği araştırılmıştır. BULGULAR: Bu testlerden ilk üçü ELISA, sonuncusu ise lam aglutinasyon yöntemi ile çalışılmıştır. SONUÇ: Yedisi kadın, 52’si erkek sivil vatandaş ve 2145’i asker olmak üzere toplam 2204 gönüllü kan donöründen 52’sinde (%2.36) HBsAg pozitifliği saptanırken, anti-HIV, anti-HCV ve RPR taraması tüm donörlerde negatif olarak bulunmuştur. |
| 2. | Disk Difüzyon ve E-Testi İle Meropenem, Ofloksasin Ve Sefepim’in Duyarlılıklarının Saptanması Determination Of Susceptibility Of Meropenem, Ofloxacin, Cefepime With Disc Diffusion And E-Test Abbas Yousefi Rad, Ahmet ArslantürkSayfalar 5 - 8 AMAÇ: Hastanemizin poliklinik ve yatan hastalarından gönderilen balgam, bronkoalveolar lavaj, parasentez, vb. örneklerden izole edilen Pseudomonas aeruginosa (n=15), Klebsiella pneumoniae (n=11) ve Escherichia coli (n=5) suşlarının meropenem, sefepim ve ofloksasin’e karşı duyarlılıkları E-testi ve disk difüzyon yöntemleri ile ölçüldü. YÖNTEMLER: Buna göre, E-testi ile Pseudomonas aeruginosa meropeneme %73, ofloksasine %53, sefepime %67, Klebsiella pneumoniae sırasıyla %100, %91, %82 ve Escherichia coli her üç antibiyotiğe %60 duyarlı bulunmuştur. BULGULAR: Disk difüzyon yöntemi ile Pseudomonas aeruginosa meropeneme %73, ofloksasine %47, sefepime %53, SONUÇ: Klebsiella pneumoniae sırasıyla %100, %91, %82 ve Escherichia coli her üç antibiyotiğe %80 duyarlı bulunmuştur. |
| 3. | Şanlıurfa İli Kent Merkezinde Kutanöz Leishmaniasis İnsidans Ve Prevalansı Incidence And Prevalence Of Cutaneous Leishmanıası In Central Part Of Şanlıurfa Province Yıldırım Bayazıt, Hilal ÖzcebeSayfalar 9 - 14 AMAÇ: Kutanöz leishmaniasis Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırma Şanlıurfa İli merkezinde kutanöz leishmaniasisin prevalans ve insidansının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. YÖNTEMLER: Kent merkezinde 397 hanede 2432 kişi ile görüşülmüş ve muayene edilmiştir. Araştırmanın yapıldığı dönemde aynı bölgede Sağlık Bakanlığı’na bildirilen kutanöz leishmaniasis insidansı %0.17 olmasına karşın, çalışmamızda son bir yıl içindeki insidans %1,06 ve prevalans hızı %9.38 olarak bulunmuştur. BULGULAR: Hastalığın insidansının yüksek bulunması hastalığa yönelik koruyucu çevre sağlığı hizmetlerin ivedilikle sunulması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. SONUÇ: Toplum içinde sık görülen ve sekel bırakan bu hastalığın gerçek görülme sıklığının bilinmesi ve yapılan müdahalelerin etkinliğinin değerlendirilmesi kayıt sisteminin iyileştirilmesi ile sağlanabilir. |
| 4. | Ciltten İzole Edilen Stafilokokların Antibiyotik Duyarlılıkları, β-Laktamaz Aktiviteleri Ve Plazmit Dna İçerikleri Determination Of Antibiotic Sensitivity, β -Lactamase Activity And Plasmid Dna’s Of Staphylococcus Bacteria Isolated From Skin Recep Kurt, Belma Aslım, Yavuz Beyatlı, Z. Nur YüksekdağSayfalar 15 - 21 AMAÇ: Bu çalışmada, ciltten 18 adet Stafilokok bakteri izole edilmiştir. İzolatların 15°C’de üreme, 45°C’de üreme, %10 NaCl’de üreme, %15 NaCl’de üreme, fruktoz, trehaloz, mannoz, salisin, riboz, ksiloz, rafinoz, sükroz, laktoz, mannitol, maltoz ve galaktoz şekerlerini kullanma testleri yapılmıştır. YÖNTEMLER: İdentifikasyon sonuçları bunların Staphylococcus aureus (16), Staphylococcus sp. (2) olduğunu göstermiştir. İzolatların penisilin-G, sefazolin, rifampisin, eritromisin, imipenen, siprofloksasin, tetrasiklin, kloramfenikol, vankomisin, sefuroksim, klindamisin, ampisilin, gentamisin, mezlosilin, trimsulfamet, amikasin antibiyotiklerine duyarlılık testleri yapılmıştır. BULGULAR: Stafilokok izolatları arasında 12 izolatta β-laktamaz aktivitesi belirlenirken, iki izolatın zayıf β-laktamaz aktivitesi gösterdiği belirlenmiştir. Metisiline direnç incelendiğinde, ciltten izole edilen 10 izolatın (%55.6) dirençli olduğu gözlenmiştir. SONUÇ: İzolatların plazmit DNA analizlerinde, bir izolatta üç plazmit, beş izolatta iki plazmit, yedi izolatta da bir plazmit belirlenirken, beş izolatta plazmit belirlenememiştir. Plazmit DNA’ların molekül ağırlıkları 0.6-4.3 kb arasında tespit edilmiştir. |
| 5. | Elektromanyetik Alanın Maya Hücreleri Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi The Investigation Of The Effects Of Electromagnetic Fields On Yeast Cells Özlem Erol, Günhan ErdemSayfalar 23 - 28 AMAÇ: Son yıllarda, oldukça düşük frekanslı elektromanyetik alanın halk sağlığı üzerindeki olası etkileri, giderek ilgi çekici bir hale gelmiştir. Genellikle elektromanyetik alan, yüksek gerilim hatları civarında oluşurken, evlerimizde ve iş yerlerimizde günlük olarak kullandığımız saç kurutma makinesi ve televizyon gibi elektrikli cihazlar da elektromanyetik alan kaynağıdır. YÖNTEMLER: Bu çalışmada, 50 Hz frekanslı 30 T elektromanyetik alanın Saccharomyces cerevisiae türündeki transkripsiyon ve translasyon sistemleri ile organizmanın üremesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Elektromanyetik alan, Helmholtz Çemberi aracılığı ile oluşturulmuş ve alan düzeyi (50 Hz, 30 T) özellikle günlük hayatta insanların maruz kalabileceği bir dozda seçilmiştir. BULGULAR: Bu çalışmanın sonuçlarına göre, elektromanyetik alan maya hücrelerinin toplam mRNA düzeyi ve protein miktarında azalmaya yol açmış ve aynı zamanda hücrelerin çoğalma hızını düşürmüştür. SONUÇ: Elde edilen sonuçlar, elektromanyetik alanın biyolojik etkilerine dair moleküler mekanizmaların henüz tam olarak açıklanmamış olması nedeniyle önemlidir. |
| 6. | Spesifik Patojen Free (Spf) Fare Üretme Çalışması Study Of Breeding Specific Pathogen Free (Spf) Mice İlhan Bozyiğit, Özcan Özkan, Hülya Belen, Toshima NobunagaSayfalar 29 - 35 AMAÇ: Günümüzde laboratuvar hayvanları üzerinde yapılan in vivo test sonuçlarının geçerli ve güvenilir kabul edilebilmesi için deney hayvanlarının belli standartta olması gerekmektedir. Bu çalışmada, basit bir izolatör kullanarak konvansiyonel Swiss albino fare soyundan Spesifik Patojen Free fare üretimi için bir çekirdek koloni oluşturulması amaçlanmıştır. YÖNTEMLER: Konvansiyonel olarak yetiştirilmekte olan bir Swiss albino fare soyundan 33 adet gebe dişiye histerektomi uygulanarak yavrulu uteruslar alınmış ve patojen mikroorganizmalardan arınmış izolatöre aseptik koşullarda aktarılmıştır. BULGULAR: İzolatör içinde uterusdan çıkarılan yavrular, Spesifik Patojen Free C57BL/6 inbred farelerden oluşturulan sütanneler tarafından emzirilmiştir. Bu yavrulardan 178 adedi süt kesim çağında izolatörde bırakılarak, bakım ve beslenmeleri izolatör içinde sürdürülmüştür. SONUÇ: Sonuç olarak, 4 haftalık dönemde yapılan kontrollerde Swiss albino farelerin Spesifik Patojen Free özellik kazandıkları ve 10 haftalık dönemde de bu özelliklerini korudukları görülmüştür. |
| DERLEME | |
| 7. | Yeni Peptid Antibiyotik Olan Magainin Ve Peksigananın Etkileri Effects Of Magainin And Pexiganan As New Peptide Antibiotics Teoman Z. ApanSayfalar 37 - 40 GİRİŞ Kemoterapinin temellerinin atılmış olduğu 20. yüzyılın ortalarında, penisilinin keşfi ile birçok hastalığın tedavisi mümkün olmuş ve bu olay yüzyılın buluşu olarak tarihe geçmiştir. Bundan sonraki yıllar içinde antibiyotiklere karşı gelişen direncin giderek artması yeni antibiyotiklerin geliştirilmesini hızlandırmıştır. Bu araştırmalar sonucunda, son yıllarda antimikrobik peptidler adı verilen yeni bir antibiyotik sınıfı ortaya çıkmıştır. Geçtiğimiz 15 yıllık süre içinde böceklerden insanlara kadar değişen bir çok canlıdan, 100’den fazla antimikrobik peptid (ki bunlara magainin, sekropin, protegrin ve defensin dahildir) izole edilmiştir. Bu peptidler canlıların vücudunda doğal olarak bulunmakta ve mikroorganizmalara karşı hayvanların (veya diğer bazı canlıların) vücudunda etkin bir biçimde kullanılmaktadır. Antimikrobik peptidler bakteri membranına, bakterisid etkide bulunarak selektif olarak hasar vermektedir. Bu derlemede amacımız, pek bilinmeyen peptid antibiyotiklerden magainin ve türevi peksigananın etkilerinden bahsetmek ve bu ilaç ile ilgili gelişmeleri ele almaktır. Doğal olarak canlılarda bulunabilen buantibiyotiklerin yurdumuzda da sentez yoluyla elde edilmesi ve yeni keşiflere basamak teşkil etmesi amacıyla konunun irdelenmesi amaçlanmıştır. |
| 8. | Subklinik Hipotiroidizm Ve Ateroskleroz Subclinical Hypothyroidism And Atherosclerosis Serpil Turhan, Zeynep Kütük, Fatma UçarSayfalar 41 - 47 GİRİŞ Aşikar hipotiroidizmi olan hastalarda hiperlipidemi yıllar önce kanıtlanmıştır ve bu lipid bozukluklarına dayanarak ateroskleroz ile hipotiroidizm arasında güçlü bir ilişki kurulmuştur (1). Subklinik hipotiroidizmin kardiyovasküler olaylarla ilişkisi ise kesin olarak ortaya konama-mıştır (2). |
| 9. | Gürültünün İnsan Sağlığı Üzerindeki Olumsuz Etkileri The Negative Effects Of Noise On Human Health Remzi Toprak, Nizami AktürkSayfalar 49 - 58 GİRİŞ İçinde bulunduğumuz yüzyıl hızlı bir sanayileşme ve ekonomik gelişme çağıdır. Bunun sonucunda da her geçen gün şehir sayısı ve şehirlerde yaşayan nüfus artmaktadır. Ayrıca, hızlı nüfus artışını da göz önüne aldığımızda insanların çevreleri ile ilişkilerinde dengesizliğin ortaya çıkması kaçınılmaz bir sorundur. Geçmişten günümüze şehir sayıları ve nüfustaki artışlar göstermektedir ki, gelecekte kalabalık ve çevre sorunları ile yaşanması güç birçok şehir ortaya çıkacak; üstelik bu şehirler sorunları ile birlikte büyüyecektir (1, 2). |