
| 1. | THDBD 2017-2 Cilt 74 Tüm Dergi TBHEB 2017-2 Vol 74 Full Printed Journal Utku Ercömartdoi: 10.5505/TurkHijyen.2017.82356 Sayfalar 112 - 184 Makale Özeti | |
| 2. | Melanoma hücrelerinin Sendai viral vektörleri ile verimli transdüksüyonu Efficient transduction of melanoma cells with Sendai viral vectors Açelya Yılmazer Aktuna, Hadiseh Taheri, Alp Candoi: 10.5505/TurkHijyen.2017.98705 Sayfalar 113 - 120 GİRİŞ ve AMAÇ: Yaşayan hücrelere gen salımı yapmak üzere pek çok viral vektör geliştirilmiştir. Sendai viral (SeV) vektörleri geçici gen ifadesi, geniş konak özgüllüğü, düşük patojenite ve yüksek immünojenite gibi özellikleri sayesinde gen aktarımı için önemli vektörlerdir. SeV vektörleri gen tedavisi, aşı teknolojileri ve rejeneratif tıpı amaçlı moleküler tıpta sıklıkla kullanılır. YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışmada, farklı melanoma hücre dizilerinde SeV vektörlerinin gen aktarım verimlilikleri flüoresan mikroskop ve konfokal lazer taramalı mikroskop görüntüleme teknikleri ile değerlendirilmiştir. A375, MDA- MB- 435, G361 ve WM115 hücreleri yeşil flüoresan proteini (GFP) ifade eden SeV vektörleri tarafından farklı virüs derişimlerinde (enfeksiyon çarpanı (MOI): 1, 3 ve 9) transdükte edilmiştir. GFP ifadesi virüs inkübasyonundan 24 ve 48 saat sonrasında kontrol edilmiştir. Konfokal lazer taramalı mikroskop görüntüleme ile gen salım verimliliği hesaplanmıştır. BULGULAR: Flüoresan mikroskop görüntüleme ile düşük virüs derişimlerinde dahi (enfeksiyon çarpanı: 1), A375, MDA -MB- 435, G361 ve WM115 hücrelerinin SeV tarafından verimli bir şekilde transdükte edildiği gösterilmiştir. Viral transdüksüyonu takiben, GFP kontrol gen aktivitesi 24 saat içerisinde gözlemlenmeye başlanmış ve 48 saatte artış göstermiştir. Transdüksüyondan 24 saat sonrasında hücrelerde hafif toksisite gözlemlenmiş olsa da 48 saat sonrasında hücreler toksisite etkisinden kurtularak çoğalmış ve verimli bir şekilde gen ifadesi göstermişlerdir. Konfokal lazer taramalı mikroskop görüntüleme sonucuna göre 48 saat sonunda tüm hücre dizilerinde hücrelerin %80’inden fazlası başarılı bir şekilde GFP genini ifade etmiştir. TARTIŞMA ve SONUÇ: Sonuç olarak, SeV vektörleri melanoma hücrelerini yüksek verimlilikle transdükte edip gen ifadesini sağlamıştır. Bu çalışma SeV vektörlerinin melanoma orijinli hücrelerdeki kullanımını açığa çıkarmış ve SeV vektörlerinin kullanımını içeren kanser tedavi ve hücre programlama alanındaki gelecek çalışmalarına destek sağlamıştır. |
| 3. | Tokat İlinde Yaşayan İnsanlardaki Kene Tutunma Bölgelerinin Değerlendirilmesi Tick attachment sites in humans living in the Tokat province of Turkey Adem Keskin, Yunus Emre Bulut, Aysun Keskin, Ahmet Bursalıdoi: 10.5505/TurkHijyen.2017.24993 Sayfalar 121 - 128 GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada, Türkiye’de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) açısından endemik olan bir bölgede kene enfestastonu olan kişilerin demografik özelliklerinin ve kenelerin tutunma bölgelerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. YÖNTEM ve GEREÇLER: 2009 yılında Tokat ilinde 5089 kişi kene enfestasyonu şikayeti ile hastanelere başvurmuştur. Kene tutunması olan her hasta için sağlık personelleri tarafından doldurulan hastaların isim, yaş, cinsiyet, meslek, tarih, yaşadığı alan, seyahat bilgisi ve ek notları içeren standart formlar incelenmiştir. Kene tutunma bölgeleri karın, kollar, koltuk altı, sırt, göğüs, baş ve boyun, kalça, bacaklar ve perine olmak üzere 9 gruba, hastaların yaşları da 0-9, 10-19, 20-39, 40-64 ve ≥65 olmak üzere 5 gruba ayrılarak incelenmiştir. BULGULAR: Kenelerin büyük bir kısmı (n=1051, %23,3) hastaların bacaklarında olduğu tespit edilmiştir. 20-39 yaş grubundaki kişiler (n=1228, %27,24) kene tutunması oranının en yüksek olduğu grup olarak belirlenmiştir. Hastalardan 2825 (%62,67)’inin erkek, 1683 (%37,33)’ının kadın olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, 2740 (%60.78) hastanın kırsal alanlarda, 1768 (%39,22) hastanın kentsel alanlarda yaşadığı belirlenmiştir. İnsanlar üzerinden toplanan kenelerin tür teşhisleri yapıldığında, örneklerin Argas (1 tür), Dermacentor (2 tür), Haemaphysalis (3 tür ve 1 alttür), Hyalomma (4 tür), Ixodes (5 tür) ve Rhipicephalus (4 tür) cinsleri içerisinde toplam 20 taksona ait olduğu belirlenmiştir. TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmayla birlikte, KKKA endemik Tokat bölgesinde kene enfestasyonu olan hastaların demografik özellikleri ve kenelerin tutunma bölgeleri ilk kez değerlendirilmiştir. Ayrıca, Türkiye’de insanların Argas vespertilionis ve Ixodes gibbosus türü keneler tarafından enfeste edildikleri ilk kez tespit edilmiştir. |
| 4. | Biyokimya ve mikrobiyoloji laboratuvar personelinin tıbbi atık yönetimi konusundaki farkındalığı Awareness of laboratory staff of biochemistry and microbiology laboratories in medical waste management Merve Ergin, Serpil Erdoğan, Özcan Ereldoi: 10.5505/TurkHijyen.2017.56244 Sayfalar 129 - 138 GİRİŞ ve AMAÇ: Hatalı tıbbi atık yönetimi çevre ve sağlık için risk oluşturmaktadır. Bununla birlikte tıbbi atıkların diğer atıklardan ayrı toplanması ve geri kazanılabilir atıkların değerlendirilmesi sağlık kuruluşlarının ekonomik kayıp yaşamaması bakımından önemlidir. Bu çalışmanın amacı laboratuvar personelinin tıbbi atık yönetimindeki bilgi ve tutumlarını değerlendirmektir. YÖNTEM ve GEREÇLER: Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde laboratuvar personelinde anket uygulanarak kesitsel bir çalışma yapıldı. Laboratuvar uzmanı, hemşire, laboratuvar teknisyeni, acil tıp teknisyeni, sekreter ve temizlik personelinden oluşan 102 katılımcı çalışmaya dahil edildi. Veriler bir anket yoluyla yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Toplam katılımcıların % 27,5' i erkek, % 72,5' i kadındı; % 44,1' i 30 yaş altında, % 55,9' u 30 yaş üstündeydi. Anket formunda çalışanların tıbbi atık bilgi ve farkındalıklarını değerlendirmek amacıyla hazırlanan sorular yer almaktaydı. BULGULAR: Sonuçlar katılımcıların neredeyse tamamının kendi birimlerinde üretilen atıkların çeşidini (enfeksiyöz atık, kesici delici atık, ambalaj atıkları) bildiğini gösterdi. Çalışmaya katılanların büyük kısmı atıkların uzaklaştırılmasında kullanılan renk kodlarını doğru uyguluyordu (tıbbi atık için kırmızı torba % 99, geri dönüştürebilir atık için mavi torba % 96,1, evsel atık için siyah torba % 96,1). En az bilinen parametre ise tıbbi atık torbalarının önerilen dolum oranıydı ( % 76,5 ). Çalışmaya katılanların % 95' i uluslararası biyotehlike ambleminin farkındaydı. Çalışmaya katılan kadınların % 44,6'sı erkeklerin % 25'i tıbbi atık yönetimi konusunda eğitim alma isteklerini ifade etti. TARTIŞMA ve SONUÇ: Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi laboratuvar personelleri arasında tıbbi atık yönetimi farkındalığının yeterli olduğu sonucuna varıldı. Bu kapsamda, Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği doğrultusunda gerekli tedbirlerin alınması ve verilen eğitimlerin sürdürülmesi önerilmektedir. |
| 5. | Bir Devlet Hastanesinin Yoğun Bakımında Çalışan Sağlık Personelinde El Hijyeni Davranışları Hand Hygiene Attitudes Of Healthcare Staff Working In Intensive Care Unit Of a State Hospital Aliye Bulut, Aziz Bulut, Çağla Yiğitbaş, Suat Tuncaydoi: 10.5505/TurkHijyen.2017.43815 Sayfalar 139 - 146 GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırmada amaç, doğuda hizmet veren bir ilimizin Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesinde çalışan sağlık personelinin el hijyeni ile ilgili davranışlarının değerlendirilmesidir. YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan bir Devlet Hastanesinin Koroner, Anestezi ve Dâhiliye Yoğun Bakım Kliniklerinde hasta bakım ve tedavi hizmeti veren sağlık çalışanlarına anket uygulanması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini burada çalışan 51 sağlık personeli oluşturmuş, araştırma evrenin tamamı ile (51 kişi) gönüllü katılım esasına göre yürütülmüştür (Cevaplılık oranı: %100). Araştırmada kullanılan anket formu literatür bilgisine uygun olarak araştırıcılar tarafından geliştirilmiştir. Veriler istatistik paket programda değerlendirilmiştir. BULGULAR: Çalışmaya katılan kişilerin yaş ortalamaları 31,66±7,34 (min: 18, max: 56) şeklinde olup %53,0’ü kadındır ve %54,9’u hemşiredir. El yıkamada en çok tercih ettikleri yöntemin (%68,6 oranında) su ve genel sabun olduğu ayrıca el yıkama sıklıklarının %84,3 oranında sık sık şeklinde ifade edildiği saptanmıştır. Katılımcıların, %23,5’inin malzeme yetersizliği, %11,8’inin yoğun iş yükü nedeniyle zaman yetersizliği, %7,8’inin ise, ellerinde tahriş meydana gelmesinden dolayı el yıkayamadığı belirlenmiştir. TARTIŞMA ve SONUÇ: Araştırmanın yapıldığı Devlet Hastanesi Yoğun Bakımında çalışan sağlık personelinin el yıkama davranışının istendik düzeyde ve şekilde olmadığı öte yandan fiziki koşullarında bu durum için yeterli olmadığı saptanmıştır. Bu nedenle Devlet Hastanesinde yoğun bakım gibi öncelikli alanlarda hizmet verenlerin hem kendileri hem de bakım sundukları bireylerin sağlığını optimum düzeyde sürdürebilmeleri ve bilimsel metotlarla el yıkama davranışı edinmeleri için tekrarlı uygulamalarla hizmet içi eğitimlere tabi tutulmaları, bu manada hastanenin teknik ve yeterli donanımsal araçlara kavuşturulması önemlidir. |
| 6. | Evde Sağlık Hizmetleri Çalışanlarının Eğitim İhtiyacının Belirlenmesi Identification of Training Needs of Home Health Care Workers Sinan Bulut, Özlem Yiğitbaşıoğlu, Kanuni Keklik, Alev Yücel, Savaş Başar Kartal, İrfan Şencandoi: 10.5505/TurkHijyen.2017.70437 Sayfalar 147 - 154 GİRİŞ ve AMAÇ: Birçok ülkede, son yıllarda sağlık hizmetlerinde, hizmetin hastaya ulaştırılmasına yönelik olarak büyük gelişme gösteren evde sağlık hizmetleri, Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı’nca üzerinde önemle durulan ve geliştirilmesine yönelik önemli adımlar atılan bir hizmet sunum şekli haline gelmiştir. Hizmetin ekip anlayışı ile sunulduğu evde sağlık hizmetlerinde gerek personel nitelikleri ve gerekse de hizmetin çeşitliliği çalışanlar için eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesini ve bu ihtiyaçların giderilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’na bağlı halk sağlığı müdürlükleri bünyesinde görev yapan ve evde sağlık hizmeti sunumunda görevli personelin bu alanında ki eğitim ihtiyaçlarını saptamak ve daha da etkin hizmet sunumunda planlamalara kaynak oluşturmaktır. YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırmaya, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu bünyesinde, evde sağlık hizmeti sunumunda görev yapmakta olan personel dâhil edilmiştir. Araştırmada, ilgili personelin eğitim ihtiyacını belirlemeye yönelik ölçme aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu, literatür taraması ve evde sağlık hizmeti sunum koordinasyonunda görev alan ilgili birimlerin görüşleri doğrultusunda geliştirilmiştir. Anket formu, evde sağlık hizmeti sunumunda görev alan personele elektronik posta yolu ile iletilmiştir. Araştırmanın evrenini 1581 personel oluşturmakta olup, çalışmada 1123 (% 71) personelden geri bildirim alınmıştır. BULGULAR: Araştırmada katılımcıların %64,7’si (727) kadın, %35,3’ü (396) erkeklerden oluşmaktadır. Katılımcılar çoğunlukla, ebe, pratisyen hekim, hemşire ve sağlık memurlarından oluşmuştur. Katılımcılar hekim ve hekim dışı sağlık personeli olarak değerlendirildiğinde özellikle Temel kavramlar ve mevzuat, Palyatif Bakım Hastasına Genel Yaklaşım, Yara Bakımı, Halk Sağlığı Bilgi Sistemi (HSBS) ve Muayene Bilgi Yönetim Sistemi (MBYS) ve Trakeostomi Bakımı konuları her iki grup için de talep önceliği arasında yer almaktadır. TARTIŞMA ve SONUÇ: Birinci basamak sağlık hizmetlerinde, hastanın bulunduğu yerden ayrıca başka bir yere nakledilmesine gerek kalmadan ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetinin yeterli ve doğru bir şekilde verilmesi tedavi sürecinde önemli bir yer alabilmektedir. Evde sağlık hizmeti sunumunda hizmet sunucularının daha verimli çalışabilmeleri için, işin gerekliliklerinin yerine getirilmesi gerektiği gibi her bir çalışanın eğitim gereksinimlerinin de belirlenmesi ve eğitilmeleri birincil öncelik olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışanların sundukları hizmet ile ilgili bilgi ve beceri yönünden donanımlı olmaları yaptıkları işi kolaylaştıracağı gibi motivasyonlarını da arttıracaktır. |
| 7. | Piyojenik Karaciğer Apsesi: Olgu Sunumu. Pyogenic Liver Abscess: Case Report. Duygu Mert, Muret Ersöz Arat, Öznur Güneş, Mustafa Ertekdoi: 10.5505/TurkHijyen.2017.67625 Sayfalar 155 - 160 Giriş: Piyojenik karaciğer apsesi (PKA) nadir görülen, drenaj ve uygun antibiyotik tedavisi ile mortalitesi azalan bir hastalıktır. Olgu: Altmış yaşında erkek hasta yaklaşık 2 ay önce sağ üst kadran da ağrı, ateş, halsizlik ve iştahsızlık nedeniyle karaciğer de kitle ön tanısı ile Genel Cerrahi Kliniği’ ne yatırılmıştır. Kontrol USG de karaciğerde yaklaşık 10 cm lezyonun apse ile uyumlu olduğu görülmüştür. Hastaya perkütan drenaj kateteri uygulanmıştır. Hasta iki hafta Genel Cerrahi Servisi’nde yattıktan sonra genel durumunun düzelmesi üzerine taburcu edilmiştir. Evinde ateşinin olması nedeniyle Enfeksiyon Hastalıkları Polkliniği’ne başvurmuştur. Hasta sağ üst kadran da ağrı, ateş, halsizlik ve iştahsızlık nedeniyle Enfeksiyon Hastalıkları Servisi’ne yatırıldı. Hastanın fizik muayenesinde batın sağ üst kadranda hassasiyet, sağ hipokondriyumda drenaj kateteri mevcuttu. Antibiyotik tedavisine başlandı. Görüntüleme tetkiklerinde karaciğerde multiloküler apse olması nedeniyle hastaya 2. perkütan kateter dreni takıldı. Klinik ve laboratuvar bulguları düzelen hasta oral tedavi ile poliklinik kontrolüne gelmek üzere taburcu edildi. Sonuç: Bu olguda piyojenik karaciğer apselerine genel yaklaşım ve tedavi seçenekleri incelenmiştir. |
| 8. | Nitrik Oksitin Kanser Gelişimi Ve Metastaz Üzerine Etkileri The Effects Of Nıtrıc Oxıde On Cancer Development And Metastasıs Mehmet Kürşat Derici, Emine Demirel Yılmazdoi: 10.5505/TurkHijyen.2017.00378 Sayfalar 161 - 174 Nitrik oksit (NO), birçok hücre içi ya da hücreler arası uyarı yolağında görev alan benzersiz bir moleküldür. Farklı kanser hücrelerinde ve dokularında saptanan değişik NO düzeylerinin, farklı düzenleyici etkiler ortaya koyduğu birçok çalışmada gösterilmiştir. Yapısal olarak üretilen NO, kanser hücresi fenotipinin ortaya konmasında önemli rol üstlenmektedir. Bu; kanserin çevre dokulara penetre olmasını, uzak bölgelere yayılmasını ve gelişimi için gerekli olan kaynaklara ulaşabilmesi sağlayacak, en yüksek kan akımını alacağı damarlanma işlevini; kapsamaktadır. Genel olarak, dokuda düşük derişimlerde sentezlenen NO’in etkileri pro-kanseröz olarak değerlendirilebilir. Çok yüksek derişimlerde ise NO, apopitozu, nekrozu uyararak veya anjiyojenezi inhibe ederek, güçlü bir anti-kanser madde olarak görev yapmaktadır. Öte yandan, NO düzeylerindeki artışın, metastaz basamakları üzerine olan etkileri sebebiyle kanserin farklı lokalizasyonlarda büyümesini ve ilerleyişini arttırabildiği ortaya konmuştur. Metastazda NO’in oynadığı rol, hücre tipi, NO derişimi, katılan organlar veya NO’in kanseral sürece katıldığı dönem gibi, farklı faktörlerden etkilenmektedir. NO’in bu çok yönlü ve farklı etkileri, kanserin büyümesini yavaşlatmak ve kemoterapi/radyoterapi etkinliğini arttırmak amacıyla, kanserin birçok preklinik modellerinde kullanılmaktadır. Bu yaklaşımlar yeni anti-kanser stratejileri olarak ön görülmektedir. |
| 9. | Akciğer Kanseri Tedavisinde Farmakogenomik Pharmacogenomics in Lung Cancer Treatment Nil Kılıç, Demet Cansaran Dumandoi: 10.5505/TurkHijyen.2017.21703 Sayfalar 175 - 184 Günümüzde akciğer kanseri erkeklerde en sık rastlanan ve ölümle sonuçlanan kanser tipleri arasında birinci sırayı almaktadır. Hastalığın tedavisine yönelik çalışmalarda en güncel ve önemli ivme insan genom yapısının belirlenmesi ve tümör biyolojisinin anlaşılması ile olmuştur. Farmakogenomik, tümör bağımlı gen mutasyonlarını inceleyerek ilacın hangi hastada hangi oranda daha etkili olacağını belirler. Farmakogenomik’e dayanan yöntemler ile direkt hastalığa yönelik kişiye spesifik tedavi yöntemleri uygulanarak en az yan etki ile hastayı iyileştirme yoluna gidilmektedir. Bunun yanında kişilerdeki gen mutasyonları detaylı incelenerek tümöre karşı ilaç duyarlılığının belirlenebilmesi tedavi seçiminde ve sonucunda çok önemli rol oynamıştır. Bu derleme kapsamında akciğer kanserinin tedavisinde hastaya özel tedavi yöntemine dayalı farmakogenomik uygulamaları ve hastalığın seyrine etkisi araştırılmıştır. |